Genel Dünya Tarihi Tarih-i Umumi (6 Cilt) Pdf İndir

Genel Dünya Tarihi Tarih-i Umumi (6 Cilt)
Elinizdeki eser, çıkardığı “Mizan” Gazetesi dolayısıyla “Mizancı” lakabıyla anılan Kafkas kökenli Mehmed Murad Bey’in eseridir. İlk basımı 1881-1883 yılların’da yapılmış, 6 cilt üzere tertip edilen eser, yazarın o tarihlerde müderrislik (hocalık) yaptığı Mülkiye Mektebi (Siyasal Bilgiler Okulu ve Daru’l-Muallimin (Yüksek Öğretmen Okulu)’da ders kitabı olarak okutulmuştur.

Sadeleştirilerek yayınlanan 6 ciltlik Tarih-i Umumi adlı kitabı, o tarihte osmanlı aydınları arasında muteber bir eser niteliğinde ve dünya tarihi konusunda da sayılı eserler arasındadır.

Yazıldığı dönem için bile oldukça ağdalı bir Osmanlıca ile yazılan eser, bugünkü kuşakların anlayabilmesi için ruhuna dokunulmadan ve orjinalliği bozulmadan; kimi sözcük, kavram ve yepkileri bugün kullanılanlarla ifade edilerek sadeleştirilmiştir.

Naziliğin İçyüzü Pdf İndir

Naziliğin İçyüzü
Yakınçağ dünya tarihinin tartışmasız en büyük felaketi olan İkinci Dünya Savaşı’na giden yol nasıl açıldı? Bu felaketin baş müsebbibi olan Hitler kimdi, nasıl bir insandı? Nerede, ne zaman ve nasıl yetişmiş, nasıl siyasete girmiş ve yükselmişti? Goethe’nin, Schiller’in, Beethoven’in, Nietzsche’nin milleti, nasıl olmuş da kendi bünyesinden Nazizm gibi bir canavarı çıkarabilmişti? Bu felakete yol açan kültürel etkenler, Al­man milletinin bazı özellikleri ve Almanların büyük adam bildiği bazı kişilerin kü­çük hesapları nelerdi? Almanya’da Nazizm’in yükselmesinin başlıca etkenlerinden olan “arkadan vurulma” efsanesinin kökeni neydi? Almanya’nın savaştan önceki son senelerde elde ettiği kazanımlara bakılınca haksızlığa uğradığı söylenebilir miydi? Hitler’in iktidara yürürken kullandığı en büyük kozlardan biri olan Reichstag yangı­nının içyüzü neydi? Nazizm nasıl başladı, nasıl gelişti, daha sonra kendi kadrolarını nasıl tasfiye etti?
 
Türkiye’nin ilk “mektepli gazetecisi” olan Ahmet Emin Yalman, 1945 yılında, savaşın sonucunun artık belli olduğu ama henüz bitmediği bir tarihte yayımladığı Naziliğin İçyüzü’nde işte bu sorulara cevap veriyor.

Korkunç İvan Zamanında Rusya Pdf İndir

Korkunç İvan Zamanında Rusya
XVI. yüzyılın son çeyreğinde Avrupa’dan Moskova’ya giderek bir süre Rusya’da yaşayan Heinrich von Staden’in gezi notları gerek Rusya ve Doğu Avrupa, gerekse Türk tarihi açısından fevkalâde önemlidir. Rus çarı Korkunç İvan’ın devr-i saltanatı hakkında emsalsiz bilgilerin sunulduğu bu gayr-ı resmi kaynak, bizatihi Alman seyyahın gözlemlerine dayanmaktadır ve eserde anlatılan siyasî olaylar değişik kaynaklardaki bilgilerle de örtüşmektedir. Öte yandan Kırım hanı Devlet Giray’ın Moskova’ya düzenlediği seferlere ilişkin ayrıntılı bilgiler sunması da bu seyahatnâmeyi daha değerli kılmıştır.  

19. Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1789-1914 (Ciltli) Pdf İndir

19. Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1789-1914 (Ciltli)
19. YÜZYIL SİYASİ TARİHİNE
DERİNLEMESİNE BİR BAKIŞ…

“Fransız İhtilali’nin doğurduğu sonuçlar, insanlığın siyasal tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eder. Çünkü Fransız İhtilali, ne Rönesans’ın ne de Reformasyon’un hedef almadığı bir alanda patlak vermiş ve doğrudan doğruya siyasal düzene hücum ederek, onu yıkarak, siyasal düzenin ve siyasal müesseselerin yepyeni bir anlayışını ortaya koymuştur. Bu yeni anlayış, 21. yüzyıla girmeye hazırlandığımız günümüzde de siyasal kavram ve müesseselerin de temelini teşkil etmektedir.”
– Prof. Dr. Fahir Armaoğlu

Ömrünü hem Türk hem de dünya siyasi tarihine adamış bilim insanlarımızdan Fahir Armaoğlu’nun aramızdan ayrılışının 21. yılındayız. Siyasi tarih alanında kaynak teşkil eden eserleriyle hocamız her zaman aramızda. Daha önce neşrettiğimiz 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1914-1915) adlı eserini tamamlayacak mahiyetteki 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914) ilk bakışta hemen anlaşılacağı gibi benzerine rastlanmayacak bir derinlik sunuyor.

Fransız İhtilali’nden önce Avrupa’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu, ihtilallin siyasî ve toplumsal getirileri, 1815-1848 yılları arasında etkisi gittikçe hissedilen mutlakiyetçilik, hürriyetçilik ve milliyetçilik gibi fikir akımlarının neticeleri, Avrupa’da yaşanan 1830 ve 1848 ihtilalleri, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa diplomasisi arasında yaşananlar, Avrupa siyasetinin iki yeni unsuru olan İtalya ve Almanya kuruluş aşamaları,  Alman üstünlüğüyle gelen üçlü ittifak ve 1877-1878 Savaşı’ndan Balkan Savaşı’nın sonuna dek Osmanlı İmparatorluğu’ndaki askerî ve siyasî gelişmeler, Amerika ve Uzakdoğu’daki bağımsızlık mücadeleleri; 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi’nin muhteviyatını oluşturuyor.
19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914), öğrencisinden eğitimcisine herkes için özel bir kaynak…

Hitler’in Generalleri Konuşuyor & Askeri Hadiselere İlişkin Kendi Anlatımlarıyla, Alman Generallerin Zafer ve Yenilgileri 1939-45 Pdf İndir

Hitler’in Generalleri Konuşuyor & Askeri Hadiselere İlişkin Kendi Anlatımlarıyla, Alman Generallerin Zafer ve Yenilgileri 1939-45
ALMANLARIN GÖZÜNDEN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI
 
“20. yüzyılın başlıca stratejistlerinden biri olan Sir Basil Liddell Hart, elinizdeki bu eserde İkinci Dünya Savaşı’nı Alman ordusunun gözünden anlatıyor. Eserin büyük ölçüde savaşın önde gelen Alman general ve mareşalleriyle yapılan mülakatlardan oluşması, Alman Silahlı Kuvvetleri’nin savaşın ilk safhasında kazandığı beklenmedik zaferler ile müteakiben yaşadığı çöküşün nedenlerini birinci ağızdan dinlemek ve etraflıca anlamak adına onu benzersiz kılıyor. Alandaki birçok eseri Türkçeye kazandırmış olan Selçuk Uygur’un akıcı tercümesi ise, hem askerî terminolojiye hâkim olanları tatmin edecek hem de bu terminolojiyle yeni tanışacakların ufkunu açacak nitelikte. Hart’ın bu eseri, askerî tarih ve strateji konularına ilgi duyanlar, özellikle de mekanize zırhlı birliklerin kara savaşında yarattığı askerî devrimi anlamak isteyenler için son derece faydalı bir eser.” Doç. Dr. Burak Kadercan, US Navy War College
 
Çeşitli ülkelerin harp akademilerinde strateji ve taktik dersleri verip, askerî alanda otuzdan fazla kitap yazmış ve eserleri 19 dile tercüme edilmiş olan Liddell Hart, elinizdeki bu çalışmasında İkinci Dünya Savaşı’nın dünyayı değiştiren muharebelerini, onları tayin eden Alman general ve mareşalleriyle bizzat yaptığı röportajlar doğrultusunda, kendi ağızlarından aktarıyor.
Versay Antlaşması’nın sınırlayıcı hükümleri, Alman ordusunu Avrupa’daki diğer orduların aksine nasıl profesyonelleştirdi? Alman ordusu Nazi rejimini destekledi mi? Almanlar, Avrupa’nın büyük bölümünü tahayyülü güç bir süratle ele geçirmelerine imkân veren Yıldırım Savaşı, yani Blitzkrieg doktrinini nasıl benimsedi? Piyade odaklı muharebedense zırhlı birlikler ve hava kuvvetlerinin müşterek operasyonları ile hareket kabiliyetine dayalı mekanize harbi Alman ordusunda kimler destekledi, kimler karşı çıktı? Fransız ordusu ve Majino Hattı nasıl darmadağın oldu? Hitler, İngiliz ordusunun Dunkirk’ten kaçmasına neden izin verdi? Moskova banliyölerine kadar girmeyi başaran Alman ordusu Stalingrad, Kuzey Afrika ve Normandiya’da nasıl mağlup oldu? Generallerin Kızıl Ordu hakkındaki görüşleri neydi? Hitler ve generallerinin ihtilafa düştükleri hususlar nelerdi? Hitler’in zafer ve yenilgilerdeki payı neydi? Hitler’e suikast girişiminde bulunulduğu 20 Temmuz gününde orduda neler yaşandı? Almanya savaşı kazanabilir miydi?
Guderian, Manstein, Rundstedt, Student, Thoma, Bayerlein, Senger, Manteuffel, Heinrici, Kleist, Tippelskirch, Westphal ve Blumentritt gibi önde gelen Alman general ve mareşalleri, bu gibi hususları tanıdıkları ve itibar ettikleri Liddell Hart’a açık yüreklilikle anlatıyor. Hitler’in Generalleri Konuşuyor, geçtiğimiz yüzyılın önde gelen stratejistlerinden biri olan Hart’ın da değerlendirmeleriyle, okuyucuya İkinci Dünya Savaşı’na ilişkin benzersiz bir deneyim sunuyor.
 

Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi Pdf İndir

Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbista’nın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı.
 
İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor. 

Çeşitli Yönleriyle Birinci Dünya Savaşı Pdf İndir

Çeşitli Yönleriyle Birinci Dünya Savaşı
Coğrafi keşiflerden itibaren dünyanın büyük bölümünde koloniler ve ticari tesisler kurarak buralardaki kaynakları kendi anavatanlarına taşımak suretiyle zenginleşen büyük devletler, sanayi inkılâbından sonra hızla endüstrileşmeye başlamışlardı. Sanayileşme ve üretimdeki artış, yeni sömürge alanlarına, dolayısıyla hammadde ve pazara duyulan ihtiyacı da beraberinde getirmişti. Böylelikle teknolojik üstünlüğe bağlı olarak; siyasi, askeri ve ekonomik açıdan cihan hâkimiyeti için bir rekabet ortaya çıkmıştı. Dünya siyasetinde XX. Yüzyıla kadar İngiltere, Fransa ve Rusya söz sahibi konumdayken, artık Almanya ve İtalya da sömürgecilik yarışına katılmış, Avusturya Macaristan İmparatorluğu da bu rekabete dâhil olunca üçlü ittifak ortaya çıkmıştı. Diğer tarafta ise İngiltere, Fransa ve Rusya itilaf bloğunu oluşturmuştu.
Bu iki blok arasında her anlamda amansız bir rekabet ortaya çıkmıştı. Asgari müştereklerle ortaya çıkan İtilaf ve İttifak bloku, zaman içerisinde silahlanmaya başlamış, kendi aralarında siyasi ve askeri anlaşmalar yaparak, on milyonlarca askeri seferber edip büyük ordular hazırlamışlardı. Kaçınılmaz büyük bir savaş an meselesi iken, beklenen kıvılcımın çıkması çok da uzun sürmemişti. Avusturya Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Sırplı bir milliyetçi tarafından öldürülmesi, tarihte en çok insan kaybına yol açan savaşlardan birinin patlak vermesine yol açmıştı. İtalya, savaşın başlamasından sonra İtilaf Devletleri tarafına geçmiş, Bulgaristan İttifak grubunda yer almıştı. 1917 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin İtilaf blokuna dâhil olması savaşın seyrini değiştirmişti. İttifak Devletleri içerisinde yer alan, daha Trablusgarp ve Balkan Savaşları’nın etkilerini üzerinden atamayan Osmanlı Devleti ise savaşın henüz başlarında tarafsız kalacağını duyurmuştu. Ancak zaman içerisinde iç ve dış politikada meydana gelen birtakım hadiseler bu tarafsızlığın daha uzun süre muhafaza edilememesine yol açmıştı.  Osmanlı Devleti savaşa katılmayı, daha önce kaybedilen yerleri geri almak için bir fırsat olarak görmüştü. Karadeniz’de yaşanan hadisenin de etkisiyle Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ın yanında savaşa dâhil olmak zorunda kalınmıştır. Bir Avrupa savaşı niteliğinde başlayan savaş,  koloniler yoluyla dünyanın büyük bölümüne yayılmış, Dünya Savaşı hüviyetini kazanmıştı. Dört yıl süren bu savaşta milyonlarca asker ve sivil hayatını kaybetmişti. Savaşın sonunda bazı imparatorluklar tarihe mâl olmuş, bazıları ise büyük oranda toprak kaybına uğramış, rejim değişiklikleri meydana gelmiş ve dünya siyasi haritası değişmiştir.
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Balkan Savaşları başta olmak üzere daha önceki savaşlarda alınan mağlubiyetlerden de tecrübe edinerek, orduda birtakım yeni uygulamaları hayata geçirmiştir. Askeri teşkilatta daha önceki dönemlerde yapılan yeniliklerden ayrı olarak; teşkilat, eğitim, emir-komuta zinciri, tayin ve terfi usulleri, asker alma, silah ve cephane gibi birçok farklı hususta düzenlemelere gitmiştir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak XX. Yüzyıl başlarından itibaren havacılık faaliyetleri de hız kazanmış ve muharebelerde önemli bir etken haline gelmişti. Osmanlı Devleti bu gelişmeleri yakından takip ederek Havacılık Komisyonu’nu kurmuş, uçak istasyonları ve havacılık okulları vasıtasıyla gerekli donanımları oluşturmaya çalışmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Hava Kuvvetleri çeşitli cephelerde zor şartlar altında görevlerini yerine getirmiştir. Osmanlı Ordusunda Balkan Savaşları sonrası dönemde yapılan reform hareketlerinden biri de ordunun iç haberleşmesiyle ilgili idi. Bunun için 1914 yılında bir Muhabere Talimatnâmesi hazırlanmış ve bu alandaki düzenlemeler sayesinde Osmanlı Ordusu dört yıllık savaş süresince mevcut imkânlarının çok ötesinde mücadeleler gerçekleştirmiştir.
Osmanlı ordusunun savaştığı cepheler Kafkas, Kanal, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin, Çanakkale ile müttefiklerine destek olmak için asker gönderdiği Makedonya, Galiçya ve Romanya Cepheleridir. Savaşın başında ilk açılan cephe olması ve Rus kuvvetleri karşısındaki geri çekilmenin de etkisiyle meydana gelen olaylar açısından Kafkas Cephesi büyük önem taşımaktadır. Sarıkamış Harekâtı ve burada başarısız olunması üzerine Rus ordusunun Kafkaslardan içeriye doğru ilerleyişi, cephe hattında ve gerisinde bulunan sivil halkı da olumsuz etkilemişti. Ancak Bolşevik İhtilali nedeniyle Rusya’nın savaştan çekilmesi ve Brest-Litowsk Barışı’nın imzalanmasının ardından Türk ileri harekâtı gerçekleşmiş, işgal edilen bölgeler geçici de olsa geri alınmıştı. Tüm bu gelişmeler ve işgal yıllarında Ermeni komitecilerin Türk-İslam halka yaptığı mezalimler, ana kaynaklarda ve toplum hafızasında yer tutmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun önemli mevkilerinde Alman askeri subaylar da görev almış olup, bunlardan biri Friedrich Freiherr Kress von Kressenstein idi. Filistin Cephesi’ndeki görevinin akabinde 1918’de Kafkas Cephesi’ne gönderilmişti. Bununla, Abhazya ve Gürcistan bölgelerindeki Türk nüfuzunun kırılarak Bakü petrollerinin elde edilmesi gibi Alman menfaatlerinin yerine getirilmesi amaçlanmaktaydı. Savaşın son döneminde Almanların Kafkaslardaki siyaset ve faaliyetlerini ortaya koyması açısından son derece önemli olan Kressenstein’in hatıraları, Türk ilim dünyasına henüz kazandırılmamıştır. 
Dünyanın birçok bölgesine yayılan böylesine büyük bir savaşta, kitleleri ikna ve kontrol emek de son derece önemlidir. Çeşitli alanlarda yapılan bu propagandalara Birinci Dünya Savaşı yıllarında da rastlanılmaktaydı. Büyük devletler, hem anavatanlarında hem de sömürgelerinden asker elde edebilmek için toplumun vatan sevgisi ve kahramanlık duygularını harekete geçirmek istemişlerdi. Bu amaçla birçok yöntem kullanılmış olup, bunlardan biri de posterlerdi. Büyük bütçeler ayrılarak hazırlanan posterler, insanlar üzerindeki etki gücünü artırabilmek için özenle hazırlanmışlardı. Dünyanın büyük bölümünü etkileyen böylesine bir savaşın etkileri, edebiyat alanına da yansımış olup, savaşın neden olduğu korku, umutsuzluk veya vatanperverlik gibi duyguların izlerini, özellikle savaşa tanıklık edenlerin kaleme aldıkları edebi eserlerde görmek mümkündür. İngiliz ordusunda asteğmen olarak ve bizzat cephede görevlendirilen şair Edmund Blunden’in İngiliz Savaş Şiiri, bunun en güzel örneklerinden biridir.
Savaşın gidişatını belirlemede en önemli faktörlerden biri de din idi. Osmanlı Devleti savaşa girdiğinde hilafet makamının gücünü kullanarak cihat ilan edip İslam dünyasını ayaklandırmayı, böylece İtilaf Devletlerini sömürgelerinde güç durumda bırakmayı amaçlamıştı. Bu açıdan bakıldığında, en fazla Müslüman nüfusa sahip sömürgelerin başında gelen Hindistan en önemli ülke konumundaydı. İngilizlere karşı bağımsızlıklarını kaybettikten sonra hilafet makamı ve tarihi bağlardan dolayı Osmanlı Devleti’ne duydukları duygusal yakınlıkları daha da artan Hindistan Müslümanları, Birinci Dünya Savaşı öncesinde de Osmanlı’ya her anlamda yardım etmeye çalışmıştı. Siyasi açıdan İngiltere’ye, dini bakımdan ise Osmanlı Devleti’ne duyulan bağlılıktan dolayı Hint Müslümanları, Osmanlı Devleti’nin savaşa dâhil olmasıyla kendilerini zor bir seçim yapmak zorunda hissetmişlerdir. Bu da İngiltere ve Osmanlı Devleti’nin Hindistan Müslümanları üzerinde yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunmalarına neden olmuştur. “Çeşitli Yönleriyle Birinci Dünya Savaşı” adlı bu eser, Birinci Dünya Savaşı’na askeri, dini, edebî, psikolojik ve sosyo kültürel birçok farklı açıdan katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.