Modern Psikoloji Tarihi Pdf İndir

Modern Psikoloji Tarihi
Schultz çiftinin dev eserinin en son araştırmalar ışığında güncellenmiş sekizinci baskısı, modern psikoloji tarihini sürükleyici bir öykü olarak sunuyor. Freud’dan Jung’a, Erikson’dan Skinner’e kadar psikolji tarihinin ekol yaratan kuramcılarının birbirinden ilginç yaşam öyküleri gözler önüne seriliyor. Böylece üstatların yaşam öykülerinin şahsi düşüncelerini, öncülük ettikleri ekolleri ve terapi yöntemlerini nasıl etkilediği de çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.
 
Modern psikoloji biliminin kurulduğu 1879 yılından günümüze kadar gelişen psikoloji akımları, dönemin sosyal, tarihi ve enetelektüel koşulları çerçevesinde ele alınıyor. Sekizinci baskıdaki yenilikler arasında şunlar sayılabilir:
 
• Evrimsel psikoloji, bilişsel psikoloji ve pozitif psikoloji akımları hakkındaki en yeni bilgiler ışığında, günümüz psikolojisinin daha önceki akımlardan nasıl etkilendiği tartışılıyor.
• Internette Tarih başlığı altında her bölümde ilgili web sitelerinin adresleri sıralanıyor.
• Hümanistik psikoloji, Freud sonrası gelişmeler bağlamında tekrar değerlendiriliyor.
• Kendi Sözleriyle başlığı altında Freud, Darwin, Maslow gibi büyük kuramcıların orijinal eserlerinden kesitler sunuluyor.
• Değelendirme Soruları başlığı altında her bölümün sonunda, konunun ana hatlarını hatırlatan sorular yöneltiliyor.

Mahatma Gandi ve Abdulgaffar Han Pdf İndir

Mahatma Gandi ve Abdulgaffar Han
Robert Audi’ şiddeti psikolojik, fizyolojik ve mülkiyete karşı sergilenen tutum olarak tanımlar. Şiddetin, olumlu ve olumsuz yönleri bulunmaktadır. 
Olumlu örnekler; insanları, altında ezildikleri o ağır yüklerden, kendi giysisinin hafifliğine çağıran ve onları uyaran: “kim eline kılıç alırsa, kılıçla yok edilir”, diyen peygamberler ve bilge şahsiyetlerdir. 
Çünkü “dinde zorlama yoktur; muhakkak ki rüşd gayy’dan ayrılmıştır.” (Bakara, 256) Rüşd, yani akilane davranış ile gayy, yani bir insanın kendi edimlerini kendi aklıyla gerçekleştirebilme becerisi kazanmasıyla yakın bir anlama sahiptir. Ama bu, araçsallaştırılmış bir akıl değil, “kalp”le tahkim edilmiş bir akıldır. 
Cihad, akilane ve arifane bir bakışla yeniden değerlendirilmelidir. 
Cihad; hayatın içerisindeki tüm olumlu çabalarımız anlamına gelmektedir. Hasan Basri, Ömer b. Abdulazizz, Ebu Hanife “temekkün/temkin şartı” ve diğer imamlar mücadelelerinde hep sivil ve barışçıl bir direnme esası gözeterek, iktidar şiddetine karşı hak ve adaleti savunmuşlardı. Şiddetsiz hak mücadelesi, siyasal bir eylemi yıkıcı değil yapıcı bir eylem haline getirmeye özen gösterir. 
Gandi, birleşik bir Hindistan’ın bağımsızlaşması ve halkının özgürleştirilmesi düşüncesine karşı Nehru ve Cinnah’ın tavırlarıyla, yani onların iktidar kavgalarıyla da ölümüne kadar mücadelesini sürdürecektir. Gandi yönetimini, Tolstoy’un pasif (barışçı) direnme ve Thoreau’nun “sivil itaatsizlik”ten alır. Bu, Aliya’nın tabiriyle “nefssiz eylemve doğrulukra sebat”tır. 
Gandi, Müslüman direnişçi Abdülgaffar Han ile işbirliği ve gönül birliği yaparak, kötülüğe karşı barışçıl bir direnme örnekliği koyar. Gandi’nin yöntemi, İsa (as)’nın kötülüğe karşı iyilikle cevap verme tavsiyesinin bir uygulamasıdır. Bu kitap iki kahraman, “Mahatma Gandi ve Abdülgaffar Han”ın mücadelesini anlatıyor.

Ruhun Kadınları & Psikanalizin Öncü Kadınları Pdf İndir

Ruhun Kadınları & Psikanalizin Öncü Kadınları
Psikanaliz çoğunlukla bir “erkek işi” olarak algılanmıştır. Ne ki psikanaliz tarihine kadınlar da, hem de daha ilk zamanlardan itibaren katkıda bulunmuştur. Hasta, ta­lebe, pratisyen olmuş ve çoğu zaman hayatlarını tehlikeye atma pahasına Viyana’da Freud’un, Zürih’te Jung’un ortaya koydukları teorilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamışlardır.
Yirminci yüzyılın başlarında psikanalizin öncü kadınları ruh hakkında ilk adımlarını atmaya başlamışlardır: İlk kadın psikanalist Emma Eckstein gibi, Freud’un sadık savu­nucuları Lou Andreas-Salomé ya da Marie Bonaparte gibi…
Erkek meslektaşları onlara önce şüpheyle bakar ama bir süre sonra üniversite sıra­larını onlarla paylaşacaklardır. Margarethe Hilferding tıp doktoru çıkar ve kapalı bir çevre olan Viyana Psikanaliz Derneği’ne kabul edilen ilk kadın olur.
1920’de, Lahey’deki kongrede neredeyse hepsi oradadır: Anna Freud, Melanie Klein, Sabina Spielrein, Helene Deutsch, Eugénie Sokolnicka ve Hermine von Hug-Hellmuth. Avrupa’da o dönemde kadınlar kendi davaları için harekete geçmişken, ruha gönül ve­ren kadınlar bilinçdışı, kadın, cinsellik ve çocuk hakkında yeni bir bakış getirirler.
Ruhun Kadınları, kimi zaman trajik ama her zaman sıradışı bir hayat sürmüş yirminci yüzyılın on dört kadınını anlatıyor, anıyor. Onlar olmasaydı bugünün kadınları başka türlü düşünme hakkına sahip olamazdı.