İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti Pdf İndir

İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti
Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop Baronyan, yaşadığı dönemde sansür baskısına uğramış ve elinden geldiğince buna direnebilmiştir.

İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti’de XIX. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul’unda 34 mahallenin toplum yaşantısı, mahalle hayatı oldukça kuvvetli bir mizahi dille anlatılıyor. Ermeni ileri gelenlerinin Ermeni toplumunun sorunlarına ilgisizliği, zengin fakir ayrımının yarattığı çelişkiler, kadın erkek ilişkileri, kilisenin mahalle hayatı üzerindeki hegemonyası, ince ve keskin gözlemlerle aktarılıyor.
Baronyan, rengini, “siluetini” ve hatta halklarını büyük ölçüde kaybetmiş bir şehrin mazisine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor.

Bayburtlumuz Pdf İndir

Bayburtlumuz
Rus-Türk savaşı başladığında Ohannes daha talebeydi. Başlarda, Bayburtlular savaşın ağırlığını hissetmediler, ama Rusların 1877 yılı kışında Erzurum’u işgal etmelerinden sonra cephe Bayburt’a yaklaştı, Türk askerlerin sayısı kasabada çoğaldı, şehirde ekmeğin ve diğer yiyeceklerin fiyatları yükseldi. Ama halkın çoğu sonbahardan zaten erzağını temin ettiği için hayatın pahalılaşması yerlileri o kadar da etkilemedi.

Bayburtlu Ermeniler savaş esnasında rahattı, ama özellikle Erzurum’un Rusların eline geçmesinden sonra kendi mavi gözlü, kızıl saçlı dostlarının Bayburt’a da gelmelerini ve kendilerini kurtarmasını heyecanla beklemeye başladılar. Ama Ruslar Bayburt’a gelmediler ve sonunda Erzurum’dan da çekildiler. Onların gitmesinden sonra Eleşkirt ve Bayazıt Ermenileri soykırıma tabi tutuldular, o sebeple Rusların gelmesine çok sevinmişlerdi ve Ruslara her türlü yardımı yapmışlardı. Sınıra yakın kasabalarda Ermenilerin çoğu soykırım korkusuyla Rusya’ya göç etmişti ve bütün bunlar Bayburtlu Ermenileri derinden etkilemişti.

Yıkıntılar Arasında Pdf İndir

Yıkıntılar Arasında
Yıkıntılar Arasında, Nisan 1909’da Adana’da yaşanan katliamda yerle bir olmuş Ermeni mahallelerinden ve köylerinden canlı tanıklıklar barındırıyor. Kırımların ardından İstanbul Ermeni Patrikhanesi tarafından bölgeye yollanan yardım heyetinde bulunan Zabel Yesayan, harabeye dönmüş Adana’da geçirdiği üç ayın izlenimlerini, tanık olduğu ıstırap ve yıkımı aktarıyor Yıkıntılar Arasında’da. Kozan’dan Hacın’a, Dörtyol’dan Osmaniye’ye uzanan bu karanlık yolculukta, Adana’daki binlerce yetimin, dulun, idam mahkûmunun gözü, kulağı, sesi oluyor Yesayan.

Ermeni tanıklık edebiyatının en vurucu örneklerinden olan Yıkıntılar Arasında, Ermeni edebiyatı üzerine çalışmalarıyla tanınan akademisyen Marc Nichanian’ın geniş önsözü, Zabel Yesayan’ın Adana yetimhaneleri yazısı ve katliamların ardından meclis tarafından bölgeye yollanan Edirne mebusu Hagop Babigyan’ın raporu ve katliam günlerinden yirmi kadar fotoğrafla zenginleştirilmiş olarak okuyucuların dikkatine sunuluyor.

“Ne bu anlatılanlar, ne o küller içinde debelenen Ermeniler, ne dehşetin sarhoşluğunu üzerinden atamamış, gözlerinde acı ve şaşkınlık okunan yetimler, ne kayıplarının acısıyla kıvranan dullar, ne de kolu bacağı kesilenlerin kanlı sancılı yaraları… Bunların hiçbiri yetmez o cehennem günlerinde yaşananların karanlık ve gerçek derinliğini tam olarak kavramamıza.” ZABEL YESAYAN