Konutlarda Ahşap Kapı Kanatları; Edirne Örneği Pdf İndir

Konutlarda Ahşap Kapı Kanatları; Edirne Örneği
Ahşap kapılar insanların kendilerine barınak yapmalarıyla birlikte toplumun hayatına girmiştir.  Günümüze gelindiğinde hala ahşap temelli malzemelerden üretilmiş kapılar kullanılmakta ve bu kullanım geliştirilerek sürdürülmektedir. Bu gelişen teknoloji ile elbette masif ahşabın kullanımı azaltılmıştır. Bu yaklaşım doğayı korumak açısından da gerekli bir yaklaşımdır. Ancak bu yaklaşım, elbette ki eski ahşap kapıların artık günümüzde sıkça karşılaşılabilecek yapı elemanları olmadıklarını da açıklıkla göstermektedir. 
 
 
Konunun ele alınışında kapı kanadının tarihsel süreçte geçirdiği farklı yapım tekniklerine değinilmiştir. Böylece ele aldığımız kapı kanatlarının yapımı hakkında da fikir sahibi olunabilecektir. Sonrasında ise asıl ele alınmak istenen Edirne Kaleiçi yapılarındaki kapı kanatlarının özelliklerine yer verilmiştir. İncelenen kapıların hem tekniklerine hem detaylarına değinilerek özelliklerinin ortaya konulmasına çalışılmıştır.
 
 
Kapı kanatlarının incelendiği yapılar aslında koruma altına alınmışlardır. Ancak bu yapıların gerçek sahiplerinin zaman içerisinde evlerinden ayrılmaları ile kullanıcılar değişmiş bunun sonucunda yapılar bakımsız kalmış ve bazıları tümüyle yıkılmaya terk edilmiştir. Daha şanslı olanlar onarılarak kullanımlarına devam etmiş ve böylece korunmaları da sağlanmıştır.
 
 
Önemli bir dönemin eserleri olan Edirne Kaleiçi yapılarına ait kapı kanatlarının incelenmesi sürecinde bu kapı kanatlarının her birinin gerçekten bir sanat eseri olduğu görülmüştür. Çalışmada hem mimarlık hem sanat tarihi açısından özel olan bu kapılara dikkat çekmek amaçlanmıştır.
 

Kar Amacı Gütmeyen Devlet Üniversitelerinde Stratejik Planlama Pdf İndir

Kar Amacı Gütmeyen Devlet Üniversitelerinde Stratejik Planlama
Üniversiteler toplumda önemli ve saygın bir yere sahip yükseköğretim kurumudur. Üniversiteler gerçekleştirdiği ileri düzeydeki araştırmalar ve küresel ölçekli eğitim faaliyetleriyle topluma liderlik eden kurumdur. Üniversitelerin kurulma amaçları arasında, bilgi sahibi olmak, aydınlanmak, gerçeği araştırmak, öğrenmek ve anlamak için çaba göstermek bulunmaktadır. Üniversiteler toplumsal gelişmenin ve ekonomik kalkınmanın merkezindedir. Üniversiteler, toplumların kalkınmasında, gelişmesinde ve saygınlığında, öncü; ekonomik ve siyasal yaşamında en etkin rol oynayan bir kültürel iletişim merkezidir. Üniversiteler yöresel, bölgesel, ulusal ve küresel olarak toplumların sosyal ve ekonomik refahı için yaşamsal bilgiyi yaratır, yayar ve geliştirir.
 
Üniversitelerin yükseköğretim hizmeti sunan bir eğitim kurumu olarak, ulusal ve uluslararası eğitsel, sosyal, ekonomik, siyasal ve teknolojik değişmelere ayak uydurması artık bir zorunluluktur. Üniversitelerden özellikle eğitim- öğretim, bilim ve teknoloji alanlarındaki değişmeleri yönetmesi ve daha da önemlisi bu alanlardaki değişmelerin başlatıcısı olması beklenmektedir. Üniversitelerin değişimi yönetmesi ve öncelikle kendisinden beklenen değişimi başlatabilmesi için bugünden geleceği görüp buna göre kararlar alıp, planlama yapması ve uygulaması gerekmektedir. Eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet görevlerini üstlenen üniversitelerin bugünden gelecek için önceliklerini belirlemesi büyük önem taşımaktadır. Bugün değişen koşullar nedeniyle değişime uyum sağlama, değişimi yönetme ve değişimde başlatıcı olmada stratejiler değişmiş ve çok çeşitlenmiştir. Değişen stratejilerle birlikte planlama artık yalnızca tümdengelim yöntemine dayalı teorik ve analitik temelli modellere dayanmamaktadır. Eğer üniversiteler gelecek yıllarda daha az sorunla baş etmek istiyorlarsa güçlü planlamayı temel almalıdır. Bu planlamada nicelik ve nitelik boyutu bir arada değerlendirilmelidir Kar amacı gütmeyen devlet üniversiteleri Bryson’ın kamu ve kar amacı gütmeyen örgütler için önerdiği “on aşamalı stratejik planlama” süreciyle bugünden geleceğe hazırlanabilir. Devlet üniversiteleri “on aşamalı stratejik planlama” süreciyle hem değişimi yönetmede hem de değişimi başlatmada daha etkili olacaktır. Aksi takdirde gittikçe uluslararası hale gelen yükseköğretimde devlet üniversiteleri kurum olarak sıradanlaşıp herhangi bir üniversite haline gelebilir.
 

Türk Basın Tarihinde – Ayın Tarihi & (Seçilmiş Haberler 1938-1950) Pdf İndir

Türk Basın Tarihinde – Ayın Tarihi & (Seçilmiş Haberler 1938-1950)
“Ayın Tarihi” dergisi 1923’te yayımlanmaya başladı. Bir resmi yayım olarak çıktığı ilk günden itibaren kamuoyu tarafından ilgi ile takip edildi. Ancak yayın hayatı, alınan idari bir karar sonucu 1931’de kesintiye uğramış ve 1934 Ocak’ında yeniden başlamıştır. İkinci defa yayın hayatına başlarken hazırlanan sunuş yazısında; derginin yayımlanmasını “güzel bir ananenin” devamı olarak nitelendirilmişti.
Bu kitabın konusu ikinci yayın dönemindeki bir zaman aralığını kapsamaktadır. 1938-1950 arasının seçilmesinin sebebi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi açısından yeni bir başlangıç anlamına gelmesidir. Atatürk’ün vefatı sonrası İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olması, II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve sonrasında yenidünya düzeninde Türkiye’nin kendisine güvenli bir yer arama çabaları ve çok partili siyasi hayata geçiş süreci bu aralığın belirlenmesinde etkili oldu. Haberler seçilirken bir ay içerisindeki olayların gündemdeki yeri ve sonrasındaki etkisi belirleyici rol oynadı. İç haberlerde Türkiye’nin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel gelişmeleri üzerinde duruldu. Dış haberlerde ise özellikle II. Dünya Savaşı Dönemi gelişmelerine ağırlık verildi. Savaş sonrası olaylar ise hem Türkiye hem de dünya açısından değerlendirilerek seçildi. Ayrıca bazı aylarda sadece tek bir ülke özelinden haber tespiti yapıldı. Konu çeşitliliğinin fazla olması da haber seçimi açısından işimizi bir taraftan kolaylaştırırken diğer taraftan “acaba geride eksik bir şeyler bıraktık mı?” endişesini beraberinde getirdi. Yaptığımız tekrarlı taramalarla bu ihtimali en aza indirmeye çalıştık.
1938-1950 arası Türkiye ve dünya için oldukça zorlu bir süreçti. “Ayın Tarihi” İşte bu dönemi gerek tarih araştırmacılarına gerekse konuya ilgi duyan bütün kesimlere tarafsız bir bakış açısıyla aktaran kaynak eserdir. Kendisi Arşivler ve Resmi Yayınlar olarak tanımlanan ana kaynakların, Resmi Yayınlar kısmında bulunmaktadır. Tarihçilerin “başucu kaynakları” arasında yer alır. Onlara araştırma konuları hakkında hangi olayları “gözden kaçırmamaları” gerektiği noktasında büyük katkı sunar. Özellikle iç ve dış basının taranmış olması da ayrı bir kolaylık olarak değerlendirilmelidir. Diğer taraftan belirli bir zaman aralığında yayımlanmış olması da “Ayın Tarihi”ne Süreli Yayın olma vasfını kazandırmıştır. Bu sebeple Kaynakçada hem Yayınlanmış Resmi Kaynaklar hem de Süreli Yayınlar kısmında dergi ismine yer verilmiştir.
“Ayın Tarihi” dergisinin yayın geçmişi ile Mâtbûat Umum Müdürlüğü’nün kurumsal tarihi birbiriyle iç içedir. Birini anlatırken aslında diğerini de anlatmakta olduğumuzu burada ifade etmek istiyorum. Bu sebeple eldeki verilerden metin oluşturulurken bu iki isim sıklıkla bir arada ifade edildi.
Dergi nüshalarına ulaşılırken Atatürk Üniversitesi Fuat Sezgin Kütüphanesi’nden ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’ndan faydalanıldı. Bu süreçte 1938 Haziran ayına ait sayıya ulaşılamadı. Dolayısıyla bu sayıya ait içerikten haber seçilemedi. 1947’nin Mayıs’ının dış haberleri için de aynı durum söz konusu olduğunu burada belirtmeliyiz.
Derginin tarihsel sürecine dair metin oluşturulurken ana kaynaklardan faydalanılması yoluna gidildi. Arşiv belgeleri, Zabıt Cerideleri, “Resmi Gazete” nüshaları kullanıldı. Zabıt Cerideleri için TBMM’nin resmi web adresinde dijital ortama aktarılmış olan tutanaklar kullanıldı. Bunun yanı sıra konu ile ilgili hatıralar, araştırma eserler, makaleler ve elektronik kaynaklarla da araştırma süreci desteklendi. Derginin belirli dönemlerinde; ekim, kasım, aralık ve ocak ayları için “teşrin-i evvel, teşrin-i sani, kanun-ı evvel, kanun-ı sani” ya da “sonkanun”, kullanılmıştı. 1945’in Ocak ayından itibaren aylara verilen bu isimler tercih edilmemiş ve günümüz deki ay isimleri derginin künyesinde yer almıştır. Okuyucuya kolaylık sağlaması ve herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemesi amacıyla ikinci ve üçüncü bölümlerde yılın birinci, onuncu, on birinci ve on ikinci ayları için eski tabirler yerine ekim, kasım, aralık ve ocak isimlerini tercih ettik. Ayrıca derginin kullandığı dilin o günün şartlarında sade bir Türkçe olduğunu burada ifade etmeliyiz. Dilde sadeleşme faaliyetlerinin “Ayın Tarihi” gibi bir resmi yayında etkili olmaması imkânsız idi.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da dergide her yıl düzenli olarak ifade edilen; anma, kutlama ve resmi bayramların bazen olduğu güne bazen de bir gün sonra aktarıldığını burada belirtmeliyiz. Bu durum yıllar arasında da farklılık gösterebilmektedir. Bu bağlamda olağan kutlamalar, fuar ve benzeri etkinliklerin yanı sıra her yıl gerçekleştirilen açılış törenleri hakkındaki haberler bir ya da iki kez verildi. Düzenli olarak tekrara düşülmedi.
Birinci Bölümde Türkiye’de Matbuatın Tarihsel sürecinden başlanarak, Mâtbûat Umûm Müdürlüğü’nün bir yayını olarak 1923’te “Ayın Tarihi” dergisinin çıkmaya başladığından bahsedildi. Derginin basın tarihindeki yeri, içeriği ve kaynak değeri hakkında geniş bir değerlendirme yapıldı. Kadrosunun güçlendirilmesi için gösterilen çabalara değinildi. Umûm Müdürlük’ün 1933’te Dahiliye Vekâleti’ne; 1940’da Başbakanlığa bağlanmasından ötürü yaşanan gelişmelerden ve buna binaen kanuni yükümlülüklerin genişlemesinden söz edildi. 1943’te ise Basın ve Yayın Umûm Müdürlüğü kuruldu. Bu kuruma turizm faaliyetleri de eklenerek 1949’da da Basın-Yayın Turizm Genel Müdürlüğü’nün oluşturulduğu belirtildi. Alınan kararların ve kanun maddelerinin içeriğinde “Ayın Tarihi”  gibi resmi yayınların tanımı ve faaliyetine “Neşriyat” ya da “Yayınlar ve Haberler” bahsi adı altında değinildi.
İkinci Bölüm’de “Ayın Tarihi”nden seçilmiş iç olaylar sıralandı. Bu yapılırken haberlerin aslına sadık kalındı. Bunlar “Akisler”, “Vesika” kısımları ile birlikte verildi. Siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelere değinildi.
Üçüncü Bölüm’de ise “Ayın Tarihi”nden seçilmiş dış olaylar kronolojik bir bütünlük içinde yine tarafsız bir surette seçilerek sıralandı. Burada da gazete haberlerinin yanı sıra “Vesika” ve “Akisler” gibi başlıklara yer verildi. Özellikle II. Dünya Savaşı’nın yoğun haber akışı, savaşa yönelik yeni dosyaların varlığı, doğal olarak onlardan da haber seçmemize yol açtı. Ayırt edici başlıkların yanı sıra kronolojik olarak da ilgili ayın dış olayları sıralandı.
 

Futbolda Şiddet Pdf İndir

Futbolda Şiddet
İçindekiler
 
Giriş
Araştırmanın Gücü
Araştırmanın Önemi
Problem Cümlesi
Alt Problemler
Kurumsal Çerçeve
Gereç ve Yöntem
Araştırma Modeli
Evren ve Örneklem
Veri Toplama Aracı
İstatistiksel Analiz
Bulgular
Nitel Bulgular
Nicel Bulgular
Tartışma
Sonuç ve Öneriler

Göçmenlik Damgası & Medyada Göçmenin Anlamsal Kurulumu Pdf İndir

Göçmenlik Damgası & Medyada Göçmenin Anlamsal Kurulumu
Coğrafi olarak yer değiştirme kadar basit bir anlama karşılık gelecek bir kavram olmanın ötesine geçen yapısıyla göç, sadece günümüz dünyasının görüngüsü değil aynı zamanda insanlığın zihninde derin bir yer açan meseledir. Günümüzde yaşanan göçler kriz olarak görülürken, göçmenler sorun olarak çerçevelenmektedir. Özellikle medyanın göç ve göçmene olan yaklaşımı göçmenlerin toplumsal olarak anlamlandırılmasında önemli bir etkiye sahiptir. Medyanın göçmene karşı tutumunun çözümlenmesi noktasında sosyolojik bir bakışın iletişim sahasındaki iz düşümü üzerinden bir değerlendirme söz konusu olduğunda inşacı ve eleştirel yaklaşımların tavırları etkili olur. Nitekim”göçmenlik damgası” ile ifade etmeye çalıştığımız şey Erving Goffman sosyolojisinin önemli kavramlarından biri olan “damga” ile medya araştırmalarında kullanılan “çerçeveleme” kuramlarının izleği ışığında yola çıkıştır.
 
Bu yolda medyanın göçmenlere karşı ürettiği damgalayıcı söylemler toplumsal yaşamın da bir parçası olduğundan, göçmenlik damgalanma için bir unsur olur. Medyada özellikle haberlerde göçmenler belirli anlam çerçeveleriyle işlendiğinden göçmen imajının çizildiği görülür. Bu imajın karşılığı ise göçmenlik damgası olur. Bu eser Suriyeli göçmenlerin medyada işlenişini damgalamanın ve çerçevelemenin kuramsal boyutlarıyla ele alan bir araştırmadır. Göçmenlerin toplumla olan iletişiminin ilk ayağı olan medyanın göçmene yaklaşımı üzerinden bir anlamlandırma yapılmıştır.

Yeni İzlence Yeni İzlerkitle Pdf İndir

Yeni İzlence Yeni İzlerkitle
İnsanlık, onbinlerce yılda yapamadığını son 250 yılda gerçekleştirdi. 1784’te su ve buhar gücünden yararlanarak üretimin icadıyla İlk sanayi devrimi (1.0) ortaya çıktı. Yüz yıl sonra 1870’de elektrik gücünün yardımıyla seri üretim bantlarının kullanımıyla İkinci sanayi devrimi (2.0) dönemi başladı. Bu dönem, televizyon da dahil çok sayıda buluş ve yeniliğin de ortaya çıktığı dönemdi. Bir yüz yıl sonra, 1969 yılında, elektronik ve bilgisayar tabanlı teknolojilerle birlikte üretimde tam otomasyon aşamasına geçilmesi Üçüncü sanayi devrimi (3.0) döneminin habercisiydi. Dördüncü sanayi devrimi (4.0) için 50 yıl bile geçmesi gerekmedi. İlk kez 2011 yılında dile getirilen Endüstri 4.0 dönemi, aynı zamanda yeni medyanın da yaşamımıza girdiği dönemdir.
         
Üretim alanında 250 yılda yaşanan devrimler, insanlığı da değiştirdi, dönüştürdü. İlk insanın doğuşundan bugüne kadar olan süreci, Avcı Toplum (Toplum 1.0), Tarım Toplumu (Toplum 2.0), Endüstriyel Toplum (Toplum 3.0), Bilgi Toplumu (Toplum 4.0) ve Akıllı Toplum (Toplum 5.0) olarak adlandıran çalışmaya göre, Endüstri 4.0 dönemi aynı zamanda toplumu da dönüştürerek Toplum 5.0 dönemi yani “süper akıllı toplum” haline getirecek. Bu dönemin geniş kitlelere anlatılabilmesi ve uyumlanmanın hızlandırılması için en önemli işlev de başta televizyon olmak üzere kitle iletişim araçlarından beklenmektedir.
         
Ekranlar artık heryerde. Evimizde, cebimizde, çalışma alanlarımızda, ulaşım araçlarında, hatta dinlenme mekânlarında. Ekranlardan yayılan ve yayımlanan izlencelerin de toplumu dönüştürme işlevini yerine getirebilmesi için, değişmesi ve dönüşmesi gerekti.
         
İşte bu değişimlerin ve dönüşümlerin nasıl olduğunun, günümüzde hangi mecraların hangi izlencelerle yeni izlerkitle yarattığını anlamak için, düşünen, sorgulayan, araştıran ve öğrendiklerini, bulduklarını bilimsel bakış açısıyla yazarak toplumla paylaşan 13 gerçek bilim insanı, farklı açılardan yaklaşarak bir bütün oluşturdu. Bu bütünü bir kitap olarak sunma konusunda, azim ve kararlılıkla yılmadan çalışan, yayına hazırlayan Dr. Esennur Sirer başta olmak üzere, tüm bölüm yazarlarını kutluyorum. Beyinlerine ve yüreklerine sağlık. Bu kitabı okuduktan sonra, izlediğiniz ekranlar, artık aynı görünmeyecek. 
Endüstri (4.0), Toplum (5.0), elinizdeki kitap 13 yazar 1 editör: (13.1)
                                                                                                           Prof.Dr. Neşe KARS TAYANÇ

Entelektüel Sermaye, İnovasyon ve Rekabet Üstünlüğü Pdf İndir

Entelektüel Sermaye, İnovasyon ve Rekabet Üstünlüğü
21. yüzyılda hızla değişen müşteri ihtiyaçları ve aynı hızda değişen teknolojilerin varlığında, işletmeler, değişen çevre koşullarına uyumla ve gelişen teknolojiyi takip ederek ayakta kalabilirler. Bu kitap, işletmelerin bu koşullarda iç kaynaklarının gelişimi, değişen teknoloji ile ortaya çıkan yeni üretim yöntemleri, yeni ürünler ve işletmelerin rekabet üstünlüğüne ulaşmaları için hangi stratejileri uyguladığı konularını kapsamaktadır. Bu çalışma, “Büyük İşletmelerde Entelektüel Sermayenin Yenilikçiliğe Dayalı Rekabet Üstünlüğüne Etkisi: Eskişehir’de Kurulu İşletmeler Üzerinde Bir Araştırma” adlı doktora tezinden üretilmiştir. Entelektüel sermaye, işletmelerin muhasebe tablolarına yansımayan, diğer bir ifade ile somut olarak ifade edilemeyen işletme varlıklarından oluşmaktadır. İşletmelerin faaliyette bulundukları çevreye uyum sağlamak ya da faaliyette bulundukları çevreyi etkilemek için gerçekleştirmiş oldukları yenilik faaliyetleri ise inovasyonu oluşturmaktadır. İşletmeler, inovasyona ve çevreye uyuma dayalı olarak sürdürülebilir rekabet üstünlüğünü elde etmektedirler.